41,5663
37,9338
3.693,93
Müslümanlar, sabır ve metanet sahibidir. Zulme uğrasalar da adaletten sapmaz, haksızlığa maruz kalsalar da kaosa prim vermezler. Müslümanlar için esas olan, ne pahasına olursa olsun devletin ve milletin selametini korumak, adaleti ayakta tutmak ve hakkı üstün kılmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), en ağır işkencelere ve hakaretlere maruz kaldığında dahi sabrı öğütlemiş, fitneden kaçınmış ve ümmetini hep sükûnete davet etmiştir.
Ancak bir de bunun tam zıddı bir anlayış vardır: CHP zihniyeti… Müslümanların sabır, metanet ve vakar ile yoğrulmuş ruhuna karşılık, CHP zihniyeti kaos, anarşi ve fitneyle beslenir. Müslümanlar, toplumun huzurunu öncelerken CHP, toplumsal düzeni bozmayı siyaset sanır. Müslümanlar, millet iradesine saygıyı esas alırken CHP, milletin seçtiği yöneticilere karşı her fırsatta sokak çağrısı yapar, darbe çığırtkanlığına soyunur.
Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Necmettin Erbakan bunun en bariz örneklerinden biridir. 54. Hükümet’in başbakanı olarak Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığına, savunma sanayisine ve İslam dünyasıyla entegrasyonuna büyük katkılar sağlamış, ancak CHP zihniyeti ve işbirlikçileri tarafından hedef alınmıştır. Üç darbe, dört parti kapatma, beş defa siyasi yasak… Bütün bunlara rağmen o, tek bir kez bile sevenlerini sokağa çağırmadı. Çünkü Müslümanlar, sabrı ve devlet düzenini korumayı esas alır. Mümin, öfkesine yenik düşmez; her daim vakar içinde hareket eder. Çünkü bilir ki, hak yolunda yürüyen bir davanın meşruiyetini sokakta aramak, o davayı küçültmek demektir.
Erbakan’ın tek suçu, yerli ve milli bir ekonomi inşa etmek, havuz sistemiyle faiz lobilerine karşı durmak, D-8 oluşumuyla İslam dünyasını birleştirmeye çalışmak ve Müslümanların yeniden şahlanışını sağlamaktı. Ancak CHP zihniyeti, her zaman olduğu gibi milletin inancıyla barışık bir lideri iktidarda görmek istemedi. 28 Şubat postmodern darbesiyle onu devirdiler, binlerce imam hatip öğrencisinin önünü kestiler, başörtülü anneleri ağlattılar, inançlı kesimi baskı altına aldılar.
Bugün de aynı zihniyet, farklı şekillerde Müslümanları hedef almaya devam ediyor. HÜDA PAR örneğinde olduğu gibi… Müslüman kimliğiyle siyaset yapan her kesime karşı CHP zihniyetinin baskıcı tavrı devam etmektedir. HÜDA PAR, defalarca provokasyonlara maruz kalmış, üyeleri sokak ortasında saldırıya uğramış, siyasi linç kampanyalarına tabi tutulmuştur. Çözüm süreci döneminde ve sonrasında legal bir parti olarak faaliyet göstermesine rağmen sürekli hedef haline getirilmiştir. Seçim dönemlerinde CHP’nin kontrolündeki medya organları tarafından "terörle" ilişkilendirilmek istenmiş, Müslüman kimliği nedeniyle meşruiyeti sorgulanmaya çalışılmıştır.
Oysa HÜDA PAR, tıpkı Erbakan’ın temsil ettiği dava gibi, adalet, hakkaniyet ve İslam kardeşliğini esas alan bir harekettir. Ancak CHP zihniyeti, Müslümanların siyaset sahnesinde varlık göstermesini hiçbir zaman kabullenememiştir. Ne zaman İslam’ı referans alan bir siyasi hareket ortaya çıksa, CHP zihniyeti hemen "laiklik elden gidiyor" yaygarası koparmış, devletin mekanizmalarını bu yapıların önünü kesmek için seferber etmiştir.
Bugün geldiğimiz noktada, bu tezat herkesin gözleri önündedir. Bir tarafta sabır, metanet ve devlete sadakat ile yoğrulmuş bir inanç; diğer tarafta ise kargaşa, fitne ve devlete meydan okumayı siyaset sanan bir anlayış… Tarih, hak ile batılın mücadelesinde hep aynı gerçeği göstermiştir: Hak olan sabreder, vakur duruşunu korur, sonunda galip gelir. Batıl ise fitneye sarılır, kargaşa çıkarır, sonunda helak olur.
Ve bugün, Müslüman ferasetiyle düşünen herkes, kimin hak yolda olduğunu, kimin ise milletin inancına karşı bir duruş sergilediğini çok iyi biliyor. Çünkü tarih, milletin vicdanında daima hakikati kaydeder.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.