41,4960
37,9227
3.689,24
Değerli Okuyucular,
Bugün bayram… Sabahın ilk ışıklarıyla uyandığımızda yüreğimizde umut, dilimizde dualar vardı. Sokaklar çocuk kahkahalarıyla çınlamalı, komşu kapıları şeker yerine sevgi dağıtmalıydı. Ne yazık ki ekranlara yansıyan manzara, bu huzur arayışımızı paramparça ediyor. Bir yanda insanlık dışı katliam haberleri, diğer yanda ahlak sınırlarını zorlayan magazin programları… Televizyon kanalları adeta bir “ruh krizi”ni körüklüyor. Peki ya sokaklar? Siyasetin keskin bıçağı, bayramın tatlı dilini kesiyor; insanlar “taraf” olmanın ağır yükü altında nefes alamıyor.
Bir dost meclisinde dertleşir gibi içtenlikle soruyorum: Bu bayram, yüreklerimizi ne zaman onaracağız?
Son dönemde yaşananlar, muhalefetin “değişim” naralarının altında dipdiri bir ikiyüzlülüğü su yüzüne çıkardı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreci, hukukun tarafsız çarklarının işleyişiyken, muhalefet bu durumu adeta bir “mağduriyet tiyatrosu”na dönüştürüyor. Oysa CHP’li belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluk dosyaları, kamu kaynaklarının “parti kasası” gibi kullanıldığını belgelerle kanıtlıyor. Hani nerede o “şeffaf yönetim” vaatleri?
Özgür Özel’in yurt dışı çağrıları ise bu tabloya uluslararası bir boyut kazandırıyor. Sanki Londra’nın sisli sokaklarından Anadolu’ya uzanan bir kukla ipi… TL’deki manipülatif dalgalanmalar, “ekonomik operasyon” şüphelerini beslerken, CHP’nin bu süreçteki rolü, “yerli ve milli” duruşla nasıl bağdaşır?
Hükümet elbette kusursuz değil. Darbe döneminden kalma kanunların gölgesi, adalet idealimizi zaman zaman zorluyor. Ancak muhalefetin “baskıcı rejim” eleştirisi, kendi karanlık defterlerini örtmek için kullandığı bir sis bombasından ibaret. Unutmayalım: Halkın vergisiyle dönen belediye çarkları, yabancı finansörlere akıtılırsa, geriye kalan ne olur?
CHP’nin uluslararası destek arayışları, modern çağın sömürgecilik oyununa benziyor. Sanki bir zamanlar kapitülasyonlarla kaybettiklerimizi, bu kez “demokrasi” maskesiyle geri istiyorlar. Ama Anadolu insanı uyanık! Fabrika bacalarından yükselen duman, çiftçinin alın teri, gençlerin azmi… Hepsi birer direniş hikâyesi.
Muhalefetin “dış destekli değişim” projesi, Türkiye’nin jeopolitik kodlarına aykırı. Bizler, Çanakkale’de emperyalizme diz çöktüren bir milletin torunlarıyız. Bugün de aynı ruh, halkın ekonomik bağımsızlık mücadelesinde yaşıyor.
Bu bayram, sadece tatlı yiyip şeker dağıtmakla geçmemeli. Gönül sofralarımızda huzuru, vicdanlarımızda adaleti, zihinlerimizde feraseti biriktirmeliyiz. Muhalefetten beklenen, “dışarıdan medet ummak” değil, halkın yüreğine dokunmaktır.
Hükümet ise insancıl açılımlarını hızlandırarak, toplumu “biz ve onlar” ikileminden kurtarmalı. Bayramlar, yaraları sarmak içindir; yenilerini açmak için değil…
Bayramınız mübarek olsun. Kalbiniz huzur, ülkeniz istikrar bulsun.
Kalın Selâmetle
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.