50,3217
43,1304
6.335,83
Gazze’nin gökyüzüne çöken duman bulutları, yalnızca betonların değil, insanlığın da yıkılışının gölgesini taşıyor. Her patlama, bir annenin duasını parlatıyor; her sessizlik, tarihin sayfalarına düşen bir kan lekesi olarak kalıyor. Bugün, bu yangının ortasında, suskunluğun bir "rıza" olduğunu bilerek, kelimelerimizi örsün üstünde dövmek zamanıdır. Zira sessizlik, zalimin mermisine sürülen bir çelikten farksızdır.
Alışveriş sepetlerimiz, sıradan plastik kaplar değil, vicdanımızın kılıçlarıdır. Bir kolanın kapağında, bir teknoloji aletinin çipinde, zulmün muhasebesini yapmak zorundayız. İsrail’e ait her kuruş, Gazze’nin toprağına düşen bir misket bombasına dönüşüyorsa, her market rafı bir savaş meydanıdır ve her tercih, bir tarafgirlik beyanıdır. Boykot, pasif bir reddediş değil, aktif bir direniş dilidir; bu kan döngüsüne ortak olmayacağını haykıranların, ekonomiyi bir insanlık manifestosuna çevirme eylemidir.
Devletlerin diplomasi masaları, Gazze’nin enkazı üstünde kurulmuş bir tiyatro sahnesi gibidir. Protokoller, veto hakları, siyasi çıkar hesapları… Tüm bu jargon, ölümle dans eden bir ahlaki körlükten ibaret. Ancak biz, sokakların dilini konuşmalıyız; hükümetlerin soğuk bürokrasisini, insanlığın sıcak nefesiyle eritmeliyiz. Mektuplarımız, eylemlerimiz, sosyal medyada yankılanan her ses, dünyanın kalbine çakılan bir kazık olmalıdır. Unutmayın tarih, meclislerin değil, meydanların yazdığı bir destandır.
Bugün, sessizliği bir dil olmaktan çıkarıp, onu ihanetin mürekkebi ilan etmeliyiz. Gazze’de akan her damla kan, bizim suskunluğumuzun rengini taşıyor. Oysa direniş yalnızca sloganlarda değil; bir kahve fincanında İsrail şirketlerini reddetmekte, bir üniversite kampüsündeki dayanışma çadırında, bir belediyenin yatırım politikasını sorgulatmakta saklıdır. Tıpkı Filistinli bir çocuğun elindeki taşın, işgalin tanklarını titretmesi gibi, bizim seçimlerimiz de emperyal bir sistemi sarsabilir.
Bu gece ne kadar karanlık olursa olsun, unutmayalım: Her boykot bir fener, her protesto bir şafak müjdesidir. Gazze’nin çığlığı, dünyanın dört bir yanındaki insanların yüreğinde yankılandıkça, bu zulüm duvarı çatlayacaktır. Bizler, suskunluğun mezarlığına çiçek dikenler olarak, tarihin doğru tarafında durmakla kalmayıp, onu yeniden yazmalıyız. Çünkü insanlık, ancak "Artık yeter!" diyenlerin omuzlarında yükselecek bir bayraktır. Boykot, bir lüks değil; insan olmanın bedelidir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.