50,3217
43,1304
6.335,83
“Sana bir kardeş tavsiyesi...”
Bu cümleyle başladı Hasan Şahin hocamın son mesajı.
Uzun uzun düşündüm.
Zira her kelimesi bir sarsıntıydı, her satırı bir muhasebe...
Hasan hocam; bir öğretmen. Ama sadece müfredat anlatan, sınavlara hazırlayan türden değil. O, kelimelerin içini hikmetle dolduran, sözle yön veren, susarak da öğreten bir bilge.
Emekli olmuş olabilir ama içindeki öğretme arzusu hâlâ dinç, hâlâ diri.
Onunla sık sık yazışırız. Gündeme dair fikir alışverişi yaparız. Ama aslında bu, basit bir yazışma değil. Her mesajında bana fark ettirmeden bir istikamet çizer.
Yön tayin eder, omurga gösterir, hesaplaşmayı tetikler.
Bu kez şöyle yazdı:
“Sürekli oklarını otoriter despot sisteme çevir. Statükocu olma.
Egemen güç oklarını nereye çeviriyorsa, hemen oraya dalıp onların oluşturdukları kar topuyla yuvarlanma.
Yorumlarını kendi düşünce ve tasavvurun doğrultusunda yap.
Reel politiği dikkate al ama kendi gerçeklerin ön planda olsun.”
Hocamın bu sözleri sadece eleştiri değil, bir davet gibiydi.
Kolay olanı değil, doğru olanı seçmeye; kalabalığa kapılmak yerine, kendi hakikat terazini eline almaya çağırıyordu.
Bugün herkesin konuştuğu konuların peşinden sürüklenmek, kalıpların içinde düşünebilmek çok yaygın. Ama hakikat ehli olmak başka bir şey.
Zor olanı seçmek, azınlıkta kalmayı göze almak, çıkarın değil adaletin izinden yürümek demek.
Hasan hocam, kelimeleriyle sadece düşünce öğretmiyor. Aynı zamanda sabrı, feraseti ve basireti de gösteriyor.
Mesajlarında gizli olan şey sadece bilgi değil; stratejik bir duruş, ahlâkî bir hassasiyet ve fikirsel bir istikamet.
Sanki her satır, “düşün ama sürüklenme, tart ama teslim olma” diyordu.
Ben bu tür insanlara "hayat pusulası" diyorum.
Onlar azdır ama iz bırakırlar.
Konuşmaları bir yere dokunur. Yazdıkları içimizde yankı bulur. Ve en çok da samimiyetleriyle kalbimize yerleşirler.
Hasan Şahin hocam da öyle.
Yılların birikimini, öğretmenlik terbiyesiyle harmanlamış; ilimle yoğurmuş.
Bugün hâlâ öğretmekte ısrarlı çünkü hakikatin sesi sadece kürsülerde değil, kalplerde yankı bulduğunda anlamlı olur.
Ben hocamın bu içten ve yön gösteren cümleleriyle bir kez daha anladım ki:
Egemenlerin ok gösterdiği yöne değil, mazlumların suskunluğunun olduğu yöne çevirmeliyiz bakışımızı.
Kalabalığın alkışladığı değil, vicdanın sızladığı yere tutmalıyız kalemimizi.
Çünkü hakikat, çoğu zaman görünmeyen yerde saklıdır.
Bu vesileyle, burada bir kez daha kalpten söylüyorum:
Teşekkür ederim kıymetli Hasan hocam.
Sadece kardeşliğini değil, yönünü ve derdini de paylaştığın için...
Bize sadece düşünmeyi değil; nerede, nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bile öğrettiğin için...
Varlığın bir lütuf, sözün bir mirastır. Allah senin gibi büyükleri başımızdan eksik etmesin.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.